Saturday, August 13, 2016



merhaba,
merhaba günü ve geceyi, iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini rabbinden geldiğini bilerek seven ve razı olan kişiye merhaba. öncelikle yazıyı aşağıdaki aşağıdaki youtube parçası ile okursanız eminim daha etkili olacaktır.

bugün, bu gece hadi biraz dertleşelim. dertleşelim ama kimseye söz etmeden, laf etmeden, ima etmeden. burada yazılanlar burada anlatılanlar tamamen bu garibin kendi görüşleridir. bir doğruyu anlatır mı bilmem, doğru mudur bilmem, yanlış mıdır bazılarına göre yanlıştır ama o bazıları kimdir onu da bilmem. önemli olan kıssadan hisse çıkarmak. önemli olan felsefe değil mana ile bakmak. mana olmadan hiçbirşeyin anlamı yok. anlamı varsa da ruhu yok. ruh yok ise onun taşdan duvardan ne farkı var. geçenlerde gönül kelimesinin başka dilde bi anlamı olmadığını öğrenmiştim. ingilizcedeki yahut başka dillerdeki karşılığı kalpmiş. kalp ise afedersiniz amma inektede var öküzde de var. hayati hoca sağolsun. gönülden geçenlere tercüman oluyor çok şükür. mana da öyle, mana yoksa taşdan topraktan duvardan ne farkı var. manası vardır elbet herşeyin, gören göz, duyan kulak olmak lazım duyulmayana görülmeyene, biz görmediğimize iman etmedik mi? sevgi de bir manadır, gönül de bir manadır, aşk da bir manadır. bilenlere...

burada yazılanlar gönülden akanlar, gönülde ne varsa içinden dökülen de odur. kalbini ne ile beslersen gönlünden onlar filizlenir. geçenlerde birisi yazılanları görmüş, okumuş. halbuki kimselerin okumadığını düşünüyordum. birileri okusaydı dayanamaz cevap yazardı zaten. okuyana da selam okumayana da selamlar olsun. zaten okunsun diye yazılmadı bunlar. insan bi beklenti içine girdiğinde, beklentilerinin gerçekleşmediğini gördüğü anda yani belki de hayallerinin gerçekleşmediği anda ki bu insan ne ister sorusunun cevaplarından birisidir. istediği olmadığı anda büyük hayal kırıklığı yaşar. bugün, bu gece bütün kırıklıkları bir kenara bırakalım. hayal etmeyelim. beklentilerimizi bir kenara bırakalım. gönlümüzü besleyen sevgiden bahsedelim. 

bir zaman demişlerdi ki, sevgi herşey değildir. hangi gönül insanı bunu der ki? hangi gönül sevgiyi red eder ki? ve bir zaman demişlerdi ki sevgi herşey değildir. ah bu gönül insanları. bugün laf etmek yok. ima etmek yok. söz etmek yok. aslında hiçbir zaman yok. gerçek gönül insanı hiç laf eder mi? gerçek gönül insanı sevdiğini üzer mi? gerçek gönül insanı hiç üzer mi? bir zaman demişlerdi ki, sevgi herşey değildir. bunu diyenler iyi bilirler, hem geleceği hem geçmişi. yoksa bu garip irfan ne bilsin ne anlasın. zaten ne bildi ki? bir zaman demişlerdi ki, sevgi herşey değildir. peki herşey dediğin ne ki? sevgi var yada sevgi yok bir arada ne tutabilir ki bizleri? bir arada ne tutar sevenleri? sevgi herşey değildir. eyvallah.

bir kitap vardır, insan ne ile yaşar diye. kim yazmış bilmem. hiç kitap okumam. bu yaşıma kadar da okuduğum tek kitap kutsalımız olandan başkası değil. kitaplar bana ben kitaplara yıllarca baka durduk. o bana baktı karardım ben ona baktım o karardı. neyse konumuz bu değil, konumuz insan ne ile yaşar. insan ki yaratılmışların en üstünü ve en şereflisi. üstün bir varlık, üstün ve güçlü bir duygu ile yaşayabilir. kitabın cevabı nedir bilmiyorum. ama benim cevabım şudur ki insan sevgi ile yaşar. insanı diri tutan gönlündeki sevgidir. sevgisiz hangi canlı bakınız sadece insan da değil, hangi canlı ne kadar yaşabilir ki? sevgiyi anlatmak zor değil, keşke zamanında kitaplar okusaymışım da onu daha güzel ifade edebilseymişim. keşke bugün şükr ettiğim kelimelere dün hak ettiği değeri verseymişim. kelimeler nimettir bugün anladım. siz de değerini bilin sevgili okuyucu. eksik etmeyin olması gereken yerlerden. sevgi mutlu etmektir. sevgi feda etmektir. sevgi, selvi boylum al yazmalım filmindeki son sahnedir. vaiz sokağı numara yetmiştir. sevgi yüzüne yağan yağmur tanesidir. yağmur taneleri sevdiğinin parmak uçlarıdır mana ile bakmasını bilene. sevgi hiç istemedeğin bir yemeği, yapan üzülmesin diye çok güzel olmuş deyip afiyetle yemektir. belki de en sevdiğin keki sırf o mutlu olsun diye üstelik karnın açken, ben tokum sen ye diyebilmektir. sevgi o tuzlu kahveyi gözlerinden yaşlar akarcasına içebilmek demektir. saatlerce bekleyip bende yeni gelmiştim demektir. gecenin bir vakti aradığında vakit sorgulamaksızın konuşabilmektir. hatta bir şarkıda anlaşmak değildir nedensiz de sevebilmektir diyebilmektir. izlediğin bir filmi, gezdiğin bir yeri sadece o mutlu olsun diye tekrar tekrar izlemek ve o mutlu olsun diye hiç gezmemiş gibi zevkle gezebilmek demektir. sevgi karşılığı olmayan bir hediyedir. bir yaprak hışırtısında, bir bebek gülümsemesinde, bir rüzgar esintisinde güzeli hatırlamak, güzeli görmektir. sevgi görmek istediğin ve hissetmek istediğindir. sevgi özlemektir. ağlamaktır. gözlerden dökülen inci taneleridir. sevgi bir gönüle karşılıksız girebilmektir. sadık olmaktır. bir çift göz uğruna bütün gözlerden vazgeçmektir. iki artı iki beş diyorsa, dört rakamını hayatından silmek demektir. bir annenin çocuğuna bakarken gözlerinde gördüğü ışıktır. öyle bir an gelir ki yok olacakken var eder sizi ve sevginiz yüzünden yok olmak üzere bile olsanız, yine tutunacak tek dalınız o demektir. yazılan üç noktadan satırlar boyunca sevda sözleri okumaktır. sevgi bir ömür demektir ve sevmek sevdiği olmaktır.

tabi bunlar dünyalık şeyler. derin manalar ve derin anlamları elbet vardır. kelimeler bazen tükenir bazen eksik kalır ifade etmeye. size bir kıssa anlatayım konuyu dağıtmadan; "adamın biri çok iyi bir ressamdır. çok da güzel bir tablosu vardır. bir delikanlı tabloyu görür ve tutulur. ressama giderek tabloyu istediğini ifade eder. ressam ise bunun bedeli çok yüksek bunu alamazsın der. neyse çocuk çalışır çabalar ve onbin lira para biriktirir getirir masaya koyar. onbin liraya ver der bu tabloyu. ressam bakar, çocuk gerçekten azimli, resme yüreği ile talip, herşeyi ile talip, maddesi ile manası ile talip, resmi verir. ressamın yanındaki çırak şaşırır ve der, yahu onbin liraya resmi verdin oysaki milyona talip olanlar vardı. neden onlara vermedin de bu çocuğu tercih ettin. ressam der, evet milyon teklif edenler oldu ama bütün servetini veren bu çocuktu, bu yüzden ona verdim der." bazen yapabildiğin kadarsın. buradan çıkan hisse de bu. benim kelimelerimin ifadelerimin yapabildiği bu sevgili okuyucu, bu yazıyı sevgiyle oku çünkü benim kelime servetim de bu. herşey manadır. hz. yakup'un hz. yusuf'a duyduğu üzüntü de bir sevgidir. veysel karani'nin efendimizi görmeden peşine düşmesidir. hatta bu sevginin okuludur. yunus'un şiirleridir sevgi, o sevgi ki boyutu boyutları aşmış. derin manaları derin anlamları siz çıkarın sevgili okuyucu. çıkarmak istedikten sonra noktadan bile derin anlamlar çıkar, bakmak isteyene görmek isteyene. sevmesini bilene.. 

o gönül insanlarına da selam olsun.
allah iki cihan mutluluğu saadeti versin.

irfan... 




No comments: