Tuesday, August 30, 2016

gece



evet, bir zamanlar bu odayı aydınlatan bir lamba vardı. bu lamba bu eve girdiğinden beri, geceler daha koyu, geceler daha bi gece idi. sözde aydınlatacaktı ama aydınlığı ancak kendine yetti. kızmadım ona suçu yoktu çünkü onun. artık onu dinlendirme vakti. bu oda artık daha aydın. bilseydin. inansaydın. 

yarabbi, bu küçük kulunu affet. ne söylemişse ne susmuşsa. dilini tut. elini tut. yüreğini tut. yüreğinden tutulan bırakılmazmış. sen bu kulunu bırakma. kim iyi kim kötü bilinmez, bizi iyiliklerle güzelliklerle birlikte kıl. hatalarımızı affet, günahlarımızı bağışla. gönüllerimizi hoş kıl. zira, gönül büyük bir alem. onun değerini bilenlerden eyle. değerini bilenlerle eyle. geldik, gidiyoruz işte. kısacık ömrümüz, kısa ömrümüze çok şey sığdırdık. sen bizi isyan edenlerden, memnuniyetsizlerden eyleme. razı kıl verdiğine, razı et kendine...

irfan...

No comments: