Tuesday, May 17, 2016

onyedimayısikibinonaltı

açılmak ne zor iş. kendini sakladığın o dört duvarın içinden çıkmak ne zor iş. öyle bi dört duvar ki, çıkmak için ne kol ne bacak ne de anahtara ihtiyacın olan bi yer. birşeyler yazmak birşeyler anlatmak insanı biraz olsun bir şekilde rahatlatıyor. sanki varildeki bir suyun musluğu açıldığında boşalması gibi. bazen bitmek bilmezmiş varildeki su ne hikmetse. eyvallah olsun.

yazmak yada anlatmak bir çıkış yolu gibidir. lakin ruhsal girdapların çıkışa mı yoksa dibe mi götürdüğü karmaşık. iyi ki kelimeler var. doğru kelimeyi bulmaksa marifet. bu labirentin içinde  sonu değilde hep başlangıcı bulmak nasıl bir durumdur bilemedim. bu bilinmezliklerde bilinenler tek sığınak. bazen sığınaklarda yıkılırmış ne hikmetse. canlar sağ olsun.

irfan

Wednesday, May 4, 2016




yine birisi ağlamış bak yeryüzü ıslak 
içinde yalan olmayan bir cümle söyle bana 
içinde amerika olmayan bir cümle 
içinde zulüm olmayan bir cümle 
ihtiyacım var buna 
çok hırpalandım zeytin ağacı 
çok hırpalandım sevgilim 
bu vakitsiz değişen haritalardan 
kederli göklerden mübarek çocuklardan 
kapanmış çiçeklerden 
geldi geçiyor dünya 
elimi tut 
bir cümle söyle bana 
içinde yalan olmayan bir cümle 
göklere bakma anında dünyadan çıkma anında 
söyleyip kaybolayım söyleyip varolayım 
bir cümle bir cümle bir cümle 
lailaheillallah.

mevlana idris

Thursday, April 28, 2016

rabbim bilinmezliklerimde bilinenim ol...
şüphelerimde eminliğim,
çıkmazlarımda yol açanım...
bu sesler nedir, hangisi sendendir diye sorgulamalarımda sesime ses ol...

her an sana muhtacım
bu yazıyı yazmak için,
bu duayı söyleyebilmek için,
düşünebilmek,
konuşabilmek,
isteyebilmek için sana,
hep sana muhtacım
rabbim her an sana muhtacım, 
n'olur rabbim yanımda ol...
bilinenim..
eminliğim...
kazancım ol...
çaresizliklerime çare...

sesime ses ve aramalarıma bulma ol...
ya kaldır aradan perdeleri seni görebileyim 
ya da kaldırdığım perdenin ardında seni göreyim
rabbim n'olur...
n'olur rabbim
seçimlerimde irademi benden al 
ve içime SEN dol...

Wednesday, April 13, 2016



yaşam bazen tatlı yalanlar söyler satırlarda

Thursday, April 7, 2016

bu gece başka gece, bu gece dertli gece...

bir yanım hasret bir yanım gurbet
ne uslanır gönlüm ne senden usanır
gözlerine dalıp kaldım farzet
sanma sen gitmeden bir kere kapanır
gözlerim ol bakıp bakıp görmezden geldiğim dünyamı döndür a canım
sözlerim ol atıp atıp içime ağlayıp sızlayıp vermediğim ol
gel dedim gel dedim gelmedin yarim
senden bana fayda yok ağrısın sızısın
ağladım ağladım ağladım
yarim yarim diye duymadın sağ olasın

eski zamanların hatırı sende var mı ki
etrafında bir yer bulayım
sen bir ömür böyle sürmez derken
ben nasıl efkarından huzur bulayım
gözlerim ol bakıp bakıp görmezden geldiğim dünyamı döndür a canım
sözlerim ol atıp atıp içime ağlayıp sızlayıp vermediğim ol
gel dedim gel dedim gelmedin yarim
senden bana fayda yok ağrısın sızısın
ağladım ağladım ağladım
yarim yarim diye duymadın sağ olasın...


Tuesday, April 5, 2016

sahiplenmek 

canım,
cancağızım, 
bitanem, 
güzel gözlüm, 
azizim, 
kardeşim, 
dostum, 
anneciğim, 
babacığım vs.
insan, sevdiği ne varsa hepsini sahiplenmek, sevdiğini sözle ifade etmek ister. işte tam burada, kalpte çarpanların kelimelere düştüğü, sırrın ifşa olduğu yerde en büyük imtihanlardan birisi başlar. sözünün ardında durma sınavı. insan neden sevdikleri ile imtihan olur ki. bu soruyu sormak belki yanlış ama dokunuyor işte aciz kalplerimizin biryerlerine. belki de dokunduran birşeyler hatırlatmaya çalışıyordur. muhakkak çalışıyordur. böyle düşündüm. böyle düşünmeme sebep olan imtihanlarım oldu ve neyi çok sevsem ertesinde kaybolup gitti. bu yüzden yine severim ben, yine severim ama sevdiğimi ifade edemem artık. bir çok şeyi de sahiplenemem de bundan. çok sevilenlerin hayatlarına müdahale etmeden hani derler ya uzaktan sevmek onun gibi bir şey işte. bunu söylerlen bile yeni bir imtihana imza atmış oldum belki de. gerçi bazılarının kitaplarında hayatın manası farklı imiş. öyle söylediler ben anlamadım. halbuki hayatın manası sevmekten geçer. en kısa ve en net özeti bu. uzun yolu ise o kalın kitapları kurcalamakta. bu yazıyı neden yazdım bilmiyorum. kimselere ders vermek değil niyetim. öğrenecek hala çok şeyim var. allah doğru olanı öğrenmeyi, öğretmeyi nasip ve imtihanlarımızı kolay yerlerden eylesin. yine gittim. yine gelirim. 

bu gecenin dertli türküsü

irfan.

Gönül nûr-i cemâlinden habibim bir ziyâ ister
Gözüm hâk-i rehinden ey tabibim tutiya ister
Gönül cemalinin nurundan sevgilim bir ışık ister, 
gözüm ayaklarının tozundan ey derdimin dermanı bir sürme çekmek ister…
 

Safâ-yı sineme zulmet veren jeng-i günâhımdır
Aman ey kân-i ihsan zulmet-i kalbim cilâ ister 
Göğsümün ferahlığını karanlığa gömen günahlarımın ağırlığıdır,
 
El-aman ey ihsan kapısı ihsanı bol bol veren, kalbimin pası ve karası bir cila ister…
 

Yetiş imdâda ey şâh-i risâlet rûz-i mahşerde
Ki derd-i bi-devâ-yı masiyet senden şifâ ister 
Yetiş imdadına eş risalet nurunun padişahı mahşer gününde,
 
Öyle ki devası olmayan isyan derdim senden bir şifa ister...
 


Ne âb-ı dideden rahât, ne âh-ı sineden imdâd
Benim bağrı günâhım lutf-i şâh-ı enbiyâ ister 
Ne gözyaşlarımdan rahat var, nede sinemden bir imdad ümidine kopan ah'larda hayır var.
 
Benim gönüha boyanmış bağrım nebilerin şahının lutfunu ister...
 


Sarıldım dâmen-i ihsânına ey şâfi-yi ümmet
Dahilek Ya Muhammed, hasta cânım bir devâ ister 
İhsan eteğine yapıştım ey ümmetine şifa olan,

Sana sığınırım Ey Hak'kın tertemiz risalet ziyası, hasta olan canım senden bir deva ister...


Gül-i ruhsârına meftun olanlar şüphesiz
Sensiz ne mülk-i mâl ü cân ister nede zevk-ü safâ ister
Yanaklarındaki kırmızı güllere vurulanlar şüphesizdir ki,
Sen olmadan alsa ne dünya malı ister ne canlarına bir zevk ve neş'e ferahlık ister...


N'ola bir kerre şâd olsun cemâli bâ-kemâlinle
Ki kemter bendeniz Es'ad sana olmak fedâ ister
Ne olacak ki bir kerecik mutlu olsun kemal bulmuş güzelliğinle,

Aciz, fakir köleniz Es'ad ki size canını sunmak ister...

Es'ad Erbili

Saturday, March 12, 2016



Allahım!
Ey alemlerin Rabbi!
Ey sevgiyi sevgiyle yaratan!
Ey seven, sevdiren ve sevindiren!
Ey rahmetin sonsuz kaynağı!
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
Ey gönüllerin mutlak hakimi!

Beni kovmaz diye kapına geldim
Affı boldur diye affına geldim
Tuttum günahımdan yüzüme perde
Kulluk edemedim, lütfuna geldim!

Allahım!
Kanadı kırık bir kuş gibiyim.
Uçsam uçamıyor, göçsem göçemiyorum.
Yarım bırakılmış bir düş gibiyim.
Yardan da serden de geçemiyorum.
Menzile erememe korkusu sardı benliğimi
Kolum kanadım kırık, gönlüm bin pare!
Ey kalpleri evirip çeviren, ey gönüller sahibi!
Yaraları saran, dağılanı toplayan Sensin!
Varlığım Senin varlığının şahidi
Varlığım Senin rahmetinin şahidi

Allahım!
Ey Vedud olan!
Hem seven, hem de sevilmeyi dileyensin.
Ey varlığı sevgi olan, ey sevginin sonsuz kaynağı!
Biz var ettiğini severiz, Sen sevince var edersin.
O sonsuz hazinenden bizim için de bir sevgi var et!
O sonsuz sevgi selinin içine bizi de kat; sev bizi!
Sen seversen sevdirirsin; sevdir bizi!
Sevdiğini cennetinle sevindirirsin; sevindir bizi!

Allahım!
Ağlamayan gözden,
sızlamayan özden,
kızarmayan yüzden
Sana sığınırım.

Allahım!
Benliğimin yaktığı ateşte yakma beni!
Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana
Bir lahza dahi bana bırakma beni!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana
Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster!
Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen.
Gönlüme huzur, gözlerime nur, dizime derman ver!
Sen “Ol!” deyince olur, olmaz “Ol!” demezsen.
Canana can, cana canan, kalbe ferman ver!
Al işte ellerim, uzattım Sana
Ne olur, ne olur bırakma beni bana!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana
Allahım, ellerimi bırakma!

Allahım
Bırakma bizi..
Tut elimizi!..