Thursday, June 23, 2016

Varursan ey sabâ ol zülf-i şebgûna selâm eyle
Düşerse hem dil-i mahbûs u mahzûna selâm eyle

Sakınsun âteşümden nüh-revâkın eylerem sûzân
Beni incitmesün ey âh-ı gerdûna selâm eyle

Yine deşt-i cünûn hâlî degildür söyle şâd olsun
Var ey feryâd benden rûh-ı Mecnûna selâm eyle

Di biz çekdük ümîd-i meyve-i vaslından ey eşk el
Yolun ugrarsa ger ol nahl-i mevzûna selâm eyle

Hat-ı nev-hîzi medhin itdi fermân la’li ey Vecdî
Meded imdâda gelsün tâze mazmûna selâm eyle

vecdi

Thursday, April 28, 2016

rabbim bilinmezliklerimde bilinenim ol...
şüphelerimde eminliğim,
çıkmazlarımda yol açanım...
bu sesler nedir, hangisi sendendir diye sorgulamalarımda sesime ses ol...

her an sana muhtacım
bu yazıyı yazmak için,
bu duayı söyleyebilmek için,
düşünebilmek,
konuşabilmek,
isteyebilmek için sana,
hep sana muhtacım
rabbim her an sana muhtacım,
n'olur rabbim yanımda ol...
bilinenim..
eminliğim...
kazancım ol...
çaresizliklerime çare...

sesime ses ve aramalarıma bulma ol...
ya kaldır aradan perdeleri seni görebileyim
ya da kaldırdığım perdenin ardında seni göreyim
rabbim n'olur...
n'olur rabbim
seçimlerimde irademi benden al
ve içime SEN dol...

Saturday, March 5, 2016




Oldu cân hem-bezm-i cânân dinlemem sussun cihân
Sevgili ile buluştum. Artık kimseyi dinleyemem; herkes sussun.

Gûş-i cânım dinlesin arâm-ı cânım söylesin
Can özüm söyleyecek, can kulağım dinleyecek.

Bir zemân ben söyledim kim bildi bundan böyle de
Hayli zamandır ben söyledim; anlayan oldu mu?

Gönlümün hâlin yıkılmış hânümânım söylesin
Bundan böyle viran olmuş evim- ocağım söylesin artık.

Meşhedim mahşer kesilmiş bende yok sözden eser
Kabrim mahşer yeri gibi sessizdir.

Kıssa-i renginimi hûn-i revânım söylesin
Artık benim renkli hikâyemi akan kanım anlatsın.

Ben nihân oldumsa âsârım nihân olmaz durur
Ben kabre girer, gözden gizlenirim ama eserlerim kalacaktır.

Şânımı ahlâfa sît-i câvidânım söylesin
Bizden sonrakilere onlar anlatsın artık.

Bir zaman olsun bana seng-i mezarım tercemân
Bir müddet de mezar taşım bana tercüman olsun.

Ben yoğruldum söylemekten tercemânım söylesin
Ben söylemekten yoruldum, tercümanım söylesin


- Muallim Nâci


Ben sana senden şikayet eylemem ben sağ iken
Sağlığımda şikayet edemem sana Ey Sevgili…

Ben ölünce gel sual et üstühanım söylesin
Ben öldüğüm zaman mezarımı ziyaret et ki kemiklerim sana söylesin.


- Yozgatlı Fenni


ben of diyorum, başka bişi demiyorum.

irfan.

Wednesday, March 2, 2016


sevda

sadece yaşayanların bildiği bi şey midir. illa ölüp gidince mi devam eder bir sevgi. ölümün soğuk ayrılığı mıdır bir sevgiyi hala yaşatan. yaşarken devam edemez mi sevda. yollar ayrı gayrı olunca gönülllerde mi ayrı gayrı olmalı. sevda, şirketlerin birbiriyle imzaladığı bir sözleşme midir ki, biri bitti dediğinde fesih olsun bütün duygular. sevda, birlikte olunca güzel, yalnız olunca yada zor olunca elveda denip yeni bir başlangıca merhaba mıdır. ben anlamıyorum. elim varmıyor bir türlü anlaşmayı imzalamaya. dilim varmıyor dahi anlaşmayı okumaya.

biri öğretmeli mi acaba bana sevda pazarlıklarını, sevdalardan, duygulardan, samimiyetlerden kâr elde etmeyi. bozulan pazarlıklardan sevdiğini iflasa sürüklemeyi. ne zor bunu düşünmek bile.

insanlar sevilir, ayrılık girse bile, ayrılıkda bu işin içinde. kalbinden atamadığın insanları yok sayamazsın. yok sayamadıklarını, varlıklarından yoksun bir şekilde allaha emanet edersin. vazgeçmenin her türlü duygusu yani her ne varsa vazgeçmeye dair ihanet gibidir kendine, kişiliğine, samimiyetine başta sevgine.

herkesi ve herşeyi allaha emanet edersin. muhakkak en hayırlısını bilen ve en hayırlısını veren yalnızda o'dur. kalplerden geçeni de geçmeyeni de geçecek olanı da yalnız o bilir. geçilen yerler gidilen yollar zaten gidilmesi gerekenlermiş diyip, geriye dönüp baktığında geçilen yolların oluşturduğu küçük resim, ilerideki büyük resmin bereketi olur inşallah.

irfan.

Sunday, January 3, 2016


Söküklerini dik sözlerinin,
dilini kalbine yanaştır;
Dilinle söylediğini kalbinle de söyle.
Dikiş tutmuyorsa şayet,
söylenmeyi bırak;
sus,
Kalbinden geçmeyeni
diline değdirme.


Wednesday, November 25, 2015



Olduğum gibi kim görebilir beni?
Ne rengim var benim, ne nişanım.
Benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama,
Hem o sırlarım ben, hem de o sırları saklayanım.
Bu gönül ne vakit durulacak bilmem.
Ama şu anda hiç kımıldamadan duran da benim,
Yürüyüp giden de ben.
Ben bir denizim, kendi varlığı içinde taşan.
Uçsuz bucaksız, alabildiğine geniş, kıyısız, hür bir deniz.
İki dünya da yok oldu gitti bende.
Artık ne bu dünyadan sorsunlar beni, ne o dünyadan.





Mevlana

Tuesday, August 6, 2013

sarıl

sarıl boynuma
sarıl hadi, öyle bakma...!
emir değil bu,
sensizlik korkusu...
azrailin sağı solu belli olmaz
geldi mi aldatırım seni onunla
sarıl hadi, şüphelerini boşa
seversek paylaşırız
ne varsa,
yarı yarıya...
öyle sarıl, öyle sarıl ki
azrail gelse de,
eli varmasın
ayırmaya...

kaan murat yanık

Thursday, June 20, 2013

yine birisi ağlamış bak yeryüzü ıslak.

içinde yalan olmayan bir cümle söyle bana
içinde amerika olmayan bir cümle söyle
içinde zulüm olmayan bir cümle
ihtiyacım var buna

çok hırpalandım zeytin ağacı
çok hırpalandım sevgilim
bu vakitsiz değişen haritalardan
kederli göklerden mübarek çocuklardan kapanmış çiçeklerden
geldi geçiyor dünya

elimi tut
bir cümle söyle
içinde yalan olmayan bir cümle
göklere bakma anında dünyadan çıkma anında
söyleyip kaybolayım söyleyip varolayım
bir cümle bir cümle bir cümle

lailaheillallah

Mevlana İdris Zengin